Uyan!!!

 (Kullanılan kaynaklar ve fikirlerinden yararlanılanlar:

"Kafile" ekibi, "Kırmızı asa" seriyi, Said Nursi ve "Risalei Nur" külliyyatı, Ali Küçük ve "BESÂİRU'L -KUR'AN" tefsiri, "Hayalhanem" ekibi)



 Tamam, hadi diyelim ki gözünü açtığından her kesi bir koşuşturma içinde gördün. Dünya hırsı, mal-mülk, para hırsı, şöhret, tanınma, bilinme hırsı, "daha fazla, daha fazla" açlığı. Tamam, hadi bir müddet geçirdin böyle. Okullar, liseler, üniversiteler, çocukluk, ergenlik, gençlik hep dünyanın fani ziynetlerine aldanarak geçirdin diyelim. Tamam da, hiç mi bir kenara çekilip düşünmedin?! Hiç "ben kimim?" diye sorgulamadın mı? "Neciyim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum?" diye sormaz mı insan kendine. Öyle bir yerdesin ki her gün dolar-boşalır bir misafirhaneye benzer. Her gün yüz binlerce misafir gelir, yüz binlercesi gider. Fakat sanki modern(!) çağımızda neredeyse kimsenin umrunda bile değil. Birileri ün, şan-şöhret peşinde, birileri yeni icatlar peşinde, birileri mal-mülk peşinde, birileri sosyal,ekonomik,siyasal güç peşinde, birileri ahlaksızlık, nefsini tatmin peşinde, birileri zulüm, kan emmek, hayvanlardan da aşağıya yuvarlanmak peşinde... Tüm bunlar da aslında bu geçici, fani olanın peşinde. Tamam hadi yaptın icatlar, kazandın dünyalıklar, emdin kanlar, ya sonra? Ölüm gerçeğini hangi biri değiştiriyor bunların?! Peki bu kadar nimet niye? Vücudum. Çevrem. Yaşadığım gezegen. Gezegenin dahil olduğu sistem. Sistemin dahil olduğu galaksi. Galaksilerin dahil olduğu kainat. Hepsi zerresinden yıldızlara, küçüyünden büyüklere kadar muhteşem bir nizam içinde. Bakıyorsun rahmet, kudret, hikmet eseri varlıklar var. Tüm kainat sanki senin için çalıştırılıyor, tüm düzen sanki sana hizmet ediyor. Peki tüm bunlar sadece ortalama 60-70 yıllık bir ömür için mi? İhtiyaçların var, farkındasın. Fakat bu ihtiyaçların o kadar harikulade bir şekilde karşılanıyor ki, farkına bile varamıyorsun. Doğduğun andan tüm hayatın boyu ihtiyaçların, isteklerin karşılanıyor, sanki bütün sistem sana hizmet ediyor, ettiriliyor. Peki neden? 60-70 yıllık, fani, yok olmaya mahkum bir ömür için mi? Bitecek, yok olacak, bir daha mevcut olmayacak bir ömür için mi? Ağzın hafif tatlandıktan sonra perişan olup, perişanlığından bile habersizce mahv olacağın bir hayat için mi?
  HAYIR!!! Bak, dikkat et yaklaşık 14 asır önce, mucizevi bir kitapla yokluğa, ebediyyen mahv olmaya mahkum olmadığına dair mesajlar veriyor bir zat (s.a.v.). Öyle mucizevi bir kitab ki, ilk emriyle tüm gaflet parçalanıyor, insan bir nevi kendine geliyor.
"Yaradan Rabbinin ismiyle oku" (Alak suresi, 1. ayenin meali).
  Ümmi bir zata ilk gelen mesaj nasıl okumakla ilgili olur? Nasıl, hangi mahiyyette bir okumadan bahs ediliyor burda? "Yaradan Rabbinin ismiyle oku". Ne demek rabb? Rabb kanun koyucudur. Rabb insana yaptıklarını yaptıran, yapmadıklarını yasak edendir. Rabb yasalarına uyulandır. Yaradan bir Rabbin ismiyle okuyacağız. Demek bu kadar nimeti yaradan, yoktan var eden, tüm bu sistemi bize hizmet ettiren, bizi en güzel biçimde halk eden, bize kitabını elçisiyle gönderen bir kanun, yasa koyucunun, bir Rabbin ismiyle okuyacağız. Vücudumuzu, çevremizi, milyarlarca zerrenin ve yıldızın, kavrayamadığımız kadar küçük ve büyük cisimlerin yasalarına boyun eğdiyi bir Rabbin ismiyle okuyacağız. Sonsuz kudretin, merhametin, hikmetin eserleri olan aciz, şuursuz, kudretsiz varlıkların nizamını, bir an bile olsun yan çizmedikleri intizamlarını okuyacağız. Kendi kendimize şu soruyu soracağız:"Neden?" Neden bu düzen olmak zorunda? Neden her şey işini bilip, harika bir şekilde yapmak zorunda? Neden var olduğumuz her an tüm yasalara küçüğünden-büyüyüne yaratılmışlar uymak zorunda? Neden tüm zerreler sayamayacağımız kadar çok imkandan hep 1i, nizamın gereğini seçerek uygulamak zorunda? Zorunluk yok değil mi? İradenin tecellisi görülüyor değil mi? Mutlak bir iradenin. Külli bir iradenin. Ebedi ve Ezeli bir iradenin. Demek ki başıboş da değiliz. Peki ne isteniyor bizden? Bu kadar nimete karşılık, şu fani hayatımızın gerçek gayesi nedir? Gerçek gayemiz tevhid.
  Gayemiz tüm sahte, aciz ilahlık, rabblik taslayanları redd etmek. "İlah yoktur ancak ALLAH" demek. Her alanda. Her yerde. Her an. Kullukta, ibadette, ailede, toplumda, ekonomide, siyasette, hukukta, yönetimde, giyimde, geçimde, kazanmada, harcamada, eğitimde, yemede, içmede, tüm hayatımızda yasalarını, hayat programını uyguladığımız bir tek ilahı kabullenip, fanileri, acizleri redd etmek. Tüm hayatımızı bu temele bina etmek. Nimetlere değil, nimetleri bize verene tapmak. Hayatın bir kısmında bazı idarecilerin, sistemlerin, modanın, ikonların, patronların, eğitimcilerin(!), bir kısmında da Rabbimizin sözünü dinlemek değil, hayatımızın tümünde bir olan ALLAH a itaat etmek. Peki nedir bunun karşılığı? 10, 20, 30, 40, 50, 60, 70, 90, 100, 200 yıllık bir dünya hayatımı?! Bir az faydalanıp sonra göçüp gideceğimiz bir hayat mı sadece bu itaatin karşılığı? Sadece bu ola bilir mi? Bu kadar nizamı, nimeti yaradan, bize kudretinin, rahmetinin, hikmetinin tecellilerini gösteren, en küçük yaratığının ihtiyaçlarını karşılayan bir Rabb tüm bu sistemi hizmetine sunduğu, ömrünü sadece itaatle geçirmeye çalışan bir kulunun "ebed,ebed" yalvarışlarını, ebedi yokluğa mahkum olmama isteklerini, sonsuz nimet temennilerini karşılıksız bırakır mı? Meğer yanılmışız. Meğer dünyaya dalmışız. Meğer yok olmama isteğiyle haykıran kalbimizi fanilerle tatmine çalışmışız. Dünyanın geçici, nefse hoş gelen ziynetlerine aldanmışız ki, saralıp solacağını, toz olacağını unutmuşuz. Ama ölüm gelmeden uyanalım. Faniye gönül bağlamayalım. Dünyanı putlaştırmayalım. Yalvarışlarımızla, göz yaşlarımızla, razı olduğu bir hayat yaşama çabamızla dönelim merhameti sonsuz olan Rabbimize. Affına sığınalım. Rızası için, vaad ettiği ebedi nimetler için, Firdevs, Adn, Nimet Cennetleri için çalışalım. Acizlere değil, bir olan, alemlerin Rabbine kul olalım. Dünya ve Ahiret saadetine, Cennete, Rabbimizin rızasına nail olmak için çabalayalım.


Комментарии