Kısır döngü.

 Yeni doğmuş, bir kaç aylık çocukların gözlerine dikkat ettiniz mi hiç?! O fıtratları bozulmamış bebeklerin tüm vücutlarıyla katiyyen hayretlerini gizleyebilmediklerini göreceksiniz. Gözleri şaşkın şakın bakıyor. Okumaya aç. Biz dünyaya geliş gayelerini onlara anlatmak yerine dünyalık dertlerini, geçici menfaatlerini karşılayacak planlar kurguluyoruz onlar adına. Çocuk doğar doğmaz ebeveynleri sevinir. Bu sevinç ALLAH ın razı olmadığı tarzda kutlanır. Sonra büyüyorlar ve talimleri ALLAH ın Kitabına ve Resulünün (s.a.v.) sünnetine uygun değil de, toplumun adetlerine uygun oluyor. Sonra onlara ALLAH anlatılmadan, okumak öğretilmeden, göz, burun, ağız zinasının normal hal aldığı, okumaktan, (kainat ayelerini yaradan Rabbimizin adıyla okumaktan) gafil olan insanların fikirlerinin esas alınarak naturalizme dayalı, hayret duygusunu öldürüp, fıtratı bozan, "objektiflik" adıyla ruhsuz, cahillik bataklığında boğulmaya sevk eden sistemlere emanet olunuyorlar. Sanki etrafımızdaki olayların hepsi olağanmış, zaten böyle de olmalıymış gibi sunulduğu, Güneşin nurunu üfleyerek söndürme çabasına benzeyen düşüncelerin beyinlere aşılandığı sistemlerde çocuklar feda ediliyor. ALLAH ın kitabından ve Resulullahın (s.a.v.) sünnetinden değil de batıl düşüncelere, adetlere dayalı talimden geçen çocuklardan yetişen bir neslin zinanın her nevinin neredeyse normal olarak karşılandığı yerlerde feda edilmesinin sonucunun nasıl bir toplum olarak karşımıza çıkacağını düşündüğümüz zaman, günümüzde bunun sonuçlarını sapmış toplumlarda ve artık yavaştan değil ciddi anlamda Müslümanların sıklıkta yaşadığı ülkelerde de gördükte bunun Rabbimize asi oluşumuzun dünyavi cezası olduğunu anlamalıyız. Bu daha açık-aşikar Cehenneme giden bir yolun sonu değil. O çocukların iğrenç, fakat kısa, her an bitebilecek olan hayat yolları bu kez azgınlığın daha da arttığı yerlere doğru yönelir. Bu rezilliklerden mezun olup daha derin bataklıklara yönelmek, dünyanı ve onun süsünü tek gaye edinmek, tek maksat, hedef, put olarak Rabbimizin emaneti olan o varlıkların beyinlerine aşılanır, gözleri başka bir şey görmez olur. O kadar ki, gündüzleri ve geceleri bizlere sunana itaat unutulur ve hayatları ileride sadece kısa bir sürelik geçinmek adına işe yarayacak boşluk doldurma, kağıt karalamaca sistemlerine feda edilir. Sonrasında yönelişleri nefsin hoşuna giden çeşitli azgınlıklarla dolu olan mekanlar olur. ALLAH a ve Resulüne savaş açmak demek olan faizin eksikliyi düşünülemeyen ekonominin, ALLAH ın kurallarının değil de, acizlerin kanunlarının esas alındığı, ALLAH ın hükümleriyle hükmetmeyen siyasetin, hukukun anlatıldığı, zinadan, yalandan, içkiden, boş işlerden uzak durmaya çalışan insanlara "gerici" gibi yaklaşıldığı yerler "bu devirde olmazsa olmaz" gibi sunulur ve ahlakı, hayayı, şerefi, imanı bile korumak zorlaşır onlar için. Firavun gibi haşa " Musanın (a.s.) Rabbi göklerin, bense yerlerin rabbiyim, ALLAH göklere hükmeder, yerde ise nasıl hüküm verileceğini biz kararlaştırırız" düşünceli insanların fikirleriyle yetişir bir nesil. Olayların devamı da büyük bir ihtimalle böyle olur: "Ahlaksızlık, içki, israf, haramlarla dolu bir düğün, ciddi tedbirler alınmadıkca bu rezil döngüye mahkum olan bedbaht çocukların doğulması, evlatların putlaştırılıp onların gaflet ve cehaletle medeniyetsizliştirilmesi, yukarda bahsi geçen sistemlere feda edilmeleri, yaşlılık, rahat bir yere taşınma isteyi, bir ihtimalle gençlikte "yaşlanayım Namaza başlarım" şeklinde olan niyetin unutulması ve uykudan uyanış." Uyandın, ey ömrü o ömür nimetini verene, seni yoktan var edene isyanla geçen nankör. Ey geçici süsü tek gaye edinen, ölümü unutarak dünyaya tapan açgöz. Sana şah damarından daha yakın olanı unuttun. Anlayamadın. Gözün vardı, göremedin. Kulağın vardı, duyamadın. Berbat ettin. Sadece kendini değil, batılı aşıladığın bir nesli berbat ettin. Ne cevap vericeksin Rabbinin elçilerine? "Rabbin kim?" "ALLAH" diyebilecek misin?! Bir ömür isyan ettiğin, hükümlerinden ve elçisinin Sünnetinden uzak kaldığın ALLAH ı mı kendine rabb biliyordun? Kendine idareciler mi edinmiştin? Firavuna, nefsine mi uyuyordun? Kendine kudreti sonsuz olan, kainatın Rabbi olan ALLAH ın razı olduğu, örnek olarak Kitabında hayatlarını anlattığı insanları değil de, aile, toplum değerleri mahv olmuş, ruh sağlığı, maneviyatı, ahlakı bozulmuş, rezil hallerini bir çok programlarında (diziler, filmler de dahil) "sevgi", "aile hayatı", "romantiklik", "psikolojisi bozulmuş gençlere yardım", "objektiflik", "eşitlik" veb. gibi sahte isimlerle sunmaya çalışan , üstüne üstlük sanki böyle olmalıymış gibi şuuraltına yalancı masumiyet ve modern düşünce başlıklarıyla batıl düşüncelerini aşılamaktan utanmayan toplumları örnek aldın, hem dünya, hem Ahiret mutluluğunu yerlebir ettin...

Öyle bir cazibeye kapılmışız ki, yağmurdan sonra bol mahsul veren, ekincileri sevindiren ekin arazilerinin birgün sararacağından, solacağından, çöpe döneceğinden, toz olup savrulacağından gaflette kalmışız. ALLAH korusun.
Rabbim iman edib, imanımızın gereği gibi amel edebilenlerden eylesin, Amin.
Sübhanekel-lahümme ve bi hamdik, eşhedü
en lâ İlâhe illa ente, estağfiruke ve etûbü ileyk.

(Kullanılan kaynaklar ve fikirlerinden yararlanılanlar:
"Kafile" ekibi, "Kırmızı asa" serisi, Said Nursi ve "Risalei Nur" külliyyatı, Ali Küçük ve "BESÂİRU'L -KUR'AN" tefsiri, "Hayalhanem" ekibi.)

Комментарии